/ KÜLTÜR

Türk Kahvesi ve Tarihi

04 Kasım 2019

Çok ilginçtir ki; Kahveyi ilk keşfeden insanlar değil keçiler olmuştur.Şöyle ki Etiyopya’da bir çoban keçilerinin bir meyveyi yedikten sonra davranışlarındaki değişiklikler dikkatini çekmiştir.

Çoban keçilerin bu meyveyi yedikten sonra daha enerjik olduklarını gözlemlemiştir. Çobanın ilgisini çeken bu meyve; daha sonra insanlara ulaşan ilk olay olmuştur. Bu olaydan sonra kahveyi rahipler denemişler memnun olmamışlar.Kahve meyvesini acı ve tatsız bulmuşlar, kahve meyvelerini ateşe atıp yakmaya kalkınca yanmış kahvenin kokusu ve aroması onları mest etmiştir.

Bugün bizim içtiğimiz kahveye en yakın şeklini rahipler bu olaydan sonra denemişlerdir. Kavrulmuş kahveyi demleyip içmişlerdir.Bu olaydan sonra kahve hızla yayılmış, M.S. 1000 yıllarında kahve meyvesi Yemen’de bilinçli olarak üretilmeye başlamıştır. Kahveyi bizlere tanıştıran ilk hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han’dır.



Kahve daha sonra Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu ile güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı.

Kısa zamanda, gerek İstanbul’a yola düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa’ya oradan da tüm dünyaya yayılmıştır.

Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı.

İlk olarak 1554 yılında Tahtakale’de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel  sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini almış olan kahve, çok miktarda tüketilmeye başladı. Çiğ kahve çekirdekleri önce tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve ikram ediliyordu.

Kısa sürede, gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti Avrupa’yı oradan da tüm dünyayı sardı.

 İyi bir Türk kahvesinde tercih çok kısık ateşte, mangalın, kızgın külünde pişirileni makbuldür. Yavaş yavaş pişerken özünü suya bırakır.Böylece taşmaya başladığında köpüğü kaçmayacak. Cezve kahvesinin bol köpüklü olanı esastır.Cezvenin bakır olması tercih edilir.Ateşe daha iyi temas edebilsin diye cezvenin altı geniş, daha yavaş soğuması için de üstü dardır.

 

YORUMLAR


Yorum Yap


Girilecek rakam : 379750
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.